Toplumsal dışlama ve bir birey ya da bir grup insan neden dışlanmış hâle gelmekten korkar? Dışlayan kişinin dışlama hakkı var mıdır? Bu hakkı nasıl elde etmiştir? Bu gerçekten bir hak mıdır, yoksa yalnızca belirli bir düzen üzerinde anlaşmış birtakım insanların oluşturduğu bir kabul müdür ve onların sayısı mı dışlamanın meşruiyetini yaratmaktadır? Ayrıca tek bir birey, bir grubu ya da genel olarak toplumu dışlayabilir mi?
Tarihsel olarak dışlamanın kökenine dönersek, dışlamayı ilk uygulayan kişi, MÖ 508 yılında ortaya çıkan demokrasiyi koruma mekanizması olarak bunu kullanan ünlü Atinalı reformcu Cleisthenes olmuştur. Dışlama, insanların her yıl bir araya gelip dışlanmayı hak eden birinin olup olmadığını değerlendirdiği yıllık bir törendi. Dışlanan ilk kişilerden bazıları Hipparchus ve Aristides idi ve her ikisi de siyasetçiydi; bu da onların din, ırk, dil ya da görünüş nedeniyle dışlanmadığını göstermektedir.
Dışlama, bir bireyi ya da bir grubu belirli bir farklılık veya birtakım farklılıklar nedeniyle toplumdan uzaklaştırmayı amaçlayan toplumsal cezalandırma biçimlerinden biridir.
Dışlanma korkusuna gelince; insan, evrimsel süreçte tek başına yaşamanın zor olduğunu öğrenmiştir. Çünkü geçmişte dışlama cezası, kişinin kendi grubunun bulunduğu şehir ya da yerin dışına sürülmesini gerektiriyordu ve bu da güvenlik, yiyecek, içecek ve barınma gibi temel yaşam unsurlarını kaybetmek anlamına geliyordu. Bu düşünce zamanla kökleşti ve günümüze kadar kaldı. İnsan artık eskisine kıyasla tek başına yaşamaya daha elverişli olsa da, yalnızlık korkusu çağlar boyunca onunla birlikte kaldı; hatta zamanla izolasyon ve aidiyet hissini kaybetme korkusuna dönüştü.
Dışlayanın eylemindeki meşruiyet meselesine gelirsek, bu soru aslında temelden hatalıdır; çünkü bu eylemin dayanağı meşruiyet değil, onu gerçekleştirebilme gücüdür. Ancak meseleye ahlaki açıdan bakıldığında soru yeniden geçerli hâle gelir.
Nasıl ki bir grup bir kişiyi dışlayabiliyorsa, bir kişi de bir grubu dışlayabilir. Ancak burada yük dışlayanın üzerindedir; çünkü toplum ya da gruba başvurmadan bağımsız şekilde var olmak zorunda kalacaktır. Bu durum çok zor değildir; aksine mümkündür ve zaman ilerledikçe daha da kolaylaşmaktadır. Bugün bulunduğumuz dünya, geçmişteki dünyaya benzememektedir; artık atalarımız kadar birbirimize bağlı değiliz. Günümüzde bir insan, komşularının hatta aynı yaşam alanını paylaştığı kişilerin isimlerini bilmeden aylarca bir yerde yaşayabilir. Bana göre bu, modernitenin getirdiği en iyi şeylerden biridir.