Karl Marx, Friedrich Engels - Komünist Manifesto Çizgilerle (Çizen: Rodolfo Marcenaro) (Yordam Kitap)
Komünist Manifesto bilimsel sosyalizmin en önemli program belgelerindendir. Karl Marx ile Friedrich Engels tarafından kaleme alınan Komünist Manifesto’nun ilk basımı 1848 Şubatında Londra’da yayınlandı. O tarihten bugüne belli başlı dünya dillerinde sayısız basımı yapıldı, bugün de yaygın bir ilginin konusu olmaya devam ediyor. Yordam Kitap, eserin yayınlanışının 160. yılında Komünist Manifesto ve Hakkında Yazılar başlığıyla sunduğu kapsamlı derlemeden sonra şimdi de eseri çizgilerle canlandıran bir çalışmaya yer veriyor. Manifesto’nun metni sayfalarda akarken ünlü İtalyan çizeri Marcenaro’nun keskin ve mizahi çizgileri eseri başarıyla yorumluyor. Çizer Marcenaro, okuru işçi sınıfı ve burjuvazinin tipik temsilcileriyle de tanıştırıyor. Zihinlere kazınacak bu tiplemeler, kitap boyunca süren kıyasıya polemikleriyle, temsil ettikleri sınıfların bakış açılarını, çeşitli konulardaki tutumlarını, ahlak anlayışlarını yalın bir biçimde yansıtıyorlar… Böylece sosyalizm tarihinin en önemli ve en yaygın belgesi, özel bir çarpıcılık kazanıyor. Manifesto çok okundu, okunacak! Çizgilerle Komünist Manifesto, Manifesto okurlarına alternatif bir okuma olanağı sunarken, çizgi ve mizahın gücüyle donanmış olarak Manifesto’yu yeni bir okur kitlesiyle buluşturmaya da aday. ENDER ÖZKAHRAMAN - RADİKAL KİTAP13/11/2009'ADIM MARX, ARKADAŞIMINKİ ENGELS'İnsanlık, kendi tarihini yazmaya başladığından beri, karanlık ve kötücül yanları hakkında günah çıkarmaya meyilli bir tutum izlemiş, bu kötücüllüğün ve bencilliğin kökünü hiçbir zaman kurutamayacağını bildiği için nedamet getiren cümleler kurmayı sevmiştir. 16. yüzyıl başlarında Thomas More’un yazdığı Ütopya’yı saymazsak, o zamana değin toplumsal sınıflar arasındaki farkı sorgulayan, eşitsizliklerin nedenini araştıran kayda değer bir teori ne duyulmuş, ne de görülmüştür.Sosyalizm 19. yüzyılın başlarına değin bu şekilde, yani şekilsiz ve olgunlaşmamış bir fikirler bütünü olarak ilerlemiştir. 1840’lara gelindiğinde bile sosyalizm hâlâ parlak sezgi ve algıların oluşturduğu bir dizi düşsel tasarıdan ibarettir, tutkulu inanç ve umutlar bütünü olmaktan halen kurtulamamıştır. İşte bu yüzden, hem siyasal hem de bilimsel anlamda bir milat sayılır Komünist Manifesto.Alman Komünistler Birliği 1847 yılında, o zamanlar yirmi yedi yaşında olan Friedrich Engels’ten Komünizmin İlkeleri hakkında bir şeyler karalamasını ister. Engels de hazırladığı taslağı gözden geçirmesi için, o zamanlar yirmi dokuz yaşında olan Karl Marx’a iletir. Marx metni elden geçirir ve 1848’de Londra’da yayımlanmasına önayak olur. İşte o metin sadece Komünist Manifesto adıyla anılmakla kalmayacak, edebi ve kuramsal anlamda insanlık tarihinin en önemli belgelerinden biri olarak yüz yirmi sekiz yıl aradan sonra bir de çizgiye dökülecektir.‘Avrupa’da bir heyula kol geziyor’1937 doğumlu İtalyan çizer Rodolfo Marcenaro’nun kaleme aldığı bu çizgili versiyon 1976’da basılır ve değişik dillere tercüme edilerek diğer Avrupa ülkelerinde de dolaşıma girer. Bize gelince... Bu kitap ve yine Marksist klasiklerden uyarlanmış başka çizgi albümlerin varlığından biz yine sahaflar sayesinde haberdardık. Şimdi hem bahtiyar olduk hem de ümitvar!Bahtiyarız, çünkü Marcenaro’nun çizdiği Komünist Manifesto, Türkçe olarak Yordam Kitap etiketiyle kitapçı vitrinlerindeki yerini aldı. Ümitvarız, çünkü Marx’ı fena halde diline dolamış bazı boşboğazlara karşı bu hayalet şimdi bir kez daha; hem de üçboyutlu bir plastikle yeniden zuhur edecek. Bizzat manifestonun kendisi bu hayaleti imleyen bir prelüd ile açılıyor zaten: “Avrupa’da bir heyula kol geziyor... Komünizm heyulası! Yaşlı Avrupa’nın bütün devletleri, papası ve çarı, Fransız radikalleri ve Alman hafiyeleri bu heyulaya karşı kutsal bir sürgün avında el ele vermişlerdir.”Sıra bu okumalardan mülhem görsel algıyı sınamaya geldi sanırım. Muhakememizi onca zorlayan, kavradığımızı sandığımız bu klasikleşmiş metin, Marcenaro’nun çizimleriyle üçboyutlu bir ifadeye bürünmüş halde, onlarca bentten meydana gelmiş bir şiir gibi duruyor işte önümüzde. Çizimler otuz üç yıl önce mürekkeplendiği halde hiç eskimemiş. Her çizere nasip olmayan bir durumdur bu. Kaypakkaya kasketli işçilerin yanı sıra, çocukluğu 70’li yıllarda geçen herkesin iyi hatırlayacağı birçok tipleme ve ifade var kitapta ve hepsi de yaşam kalitesi için verilen bu kavganın tezahürü içinde devinip duruyorlar. Bir yanda Soljenitsin’i görüyoruz, ücretli işçi olarak çizilmiş ama toplumun ekâbir takımı arasında burjuvaziden paye beklerken oldukça zavallı görünüyor. Beri yanda yine Hegel’in, Dante’nin ve Proudhon’un kitaplarını imha etmek üzere bilinmeyen bir yere götüren kararlı proleterler var. Metne yabancı okurlar için bu yorumlar şaşırtıcı gelebilir, hatta onların duygusal sürüklenme içinde vicdan ve merhametten yana olan bütün temayülleri bir anda sendeleyebilir. Çizgilerden inşa edilmiş bir dünyayla karşı karşıya olduğumuzu varsayarak ne kadar ajite olmasak da, sonuçta bize yabancılaşmış bir yer değil, bizzat bizim ilişkilerimizdir bu kitapta üzerine eğildiğimiz.Kavganızı izledik...Doğasında olması gereken pek çok şey mevcut bu eserde: hoşa giden bir sertlik, konuya uygun bir plastik ve sokaklardan yansıyan bir taşkınlık... Proleteryanın yanında saf tutan bir sanatçıyı yönlendiren, başkaldırının yansıdığı ve içinde sofu kişilerin ruhsal çirkinliklerinden tutun da ‘savaşmayın, sevişin’ şiarını dillerine dolayan liberal dalkavukların resmedilmesine kadar, pek çok rezilliği ve sömürü düzeninin kirliliğini anlatan bir terkiple karşı karşıyayız. Marcenaro’ya ait çizgilerin bu kadar kalıcı olmasındaki sırrı, grafik bezemelerle zenginleşen bir temsilde aramalıyız bence. Çizdiği proleter ve burjuva tiplemelerindeki duruşlar, tavırlar, gerçek bir vurgulamayı gösteriyor bize. Her sayfada güçlü desene sahip çizerin izleri görüldüğü için taramaların fazla kullanılmış olması handikap yaratmamış, bilakis kullanıldığı bütün yerlerde anlatıma üçüncü bir boyut sağlamış.Sınıf mücadelesinin belirleyici anını haber veren sahne, aynı zamanda kitabın en can alıcı sayfası bence: Burjuvazi bazı zamanlar kendi bileşenleriyle ihtilafa düşer ve aciz kaldığı koşullarda riyakar bir ifadeyle proleteryadan yardım ister. Burada burjuvazinin yayı kendisine karşı savaşması için gerekli silahlarla donatmaya başladığı resmedilmektedir. Topluma hâkim sınıfların birçok temsilcisi artık tümüyle proleteryanın saflarına itilmektedir. Proleterya için iyi bir eğitim olanağı sağlanmıştır şimdi. Nasıl ki bir zamanlar soylular takımı burjuvazi saflarına geçtiyse, şimdi de burjuvazinin bir kesimi; özellikle de tarihin akışının bir bütün olarak teorik anlayışına erişen bir kesimi proleteryanın safına geçmiştir. İşçi Devrimi Komitesi masa başı faaliyet yürütürken, bir işçi yaklaşır ve onların sözünü keser: “Yoldaşlar, burada bize katılmak isteyen iki burjuva var! İyi insanlara benziyorlar!” Arka planda Marx ile Engels’i görürüz. Eli silahlı iki proleterin nöbet tuttuğu eşikten içeri doğru bakıyorlar ve cevap bekliyorlar. Bir sonraki karedeyiz şimdi, her ikisi de eşikten geçmiş ve komite üyelerine biraz daha yaklaşmıştır artık. Daha tombik suratlı ve kırçıl sakallı olan, koltuğunun altında tuttuğu iki cilt kalın kitapla bir adım öne çıkar ve şöyle der: “İyi akşamlar beyler, benim adım Karl Marx ve arkadaşımınki Friedrich Engels. Kavganızı tüm Avrupa’da izledik ve bütün işçilerin yararına olacak bir programı sizinle geliştirerek, buna katkıda bulunmak istiyoruz.”Burjuva tiplemesi, orijinal metne yaraşır bir bilinç ve doğrulukla çizilmiştir. Buradaki plastik temsil de onu haliyle canavar, katil ve doyumsuz gösteren bir ifadeyle çevrilidir. Çarpıcılığı ve sertliğiyle 70 ve 80’li yılların hâkim tarzını ve dönemin siyasal çalkantılarını hatırlattığı için bana daha tanıdık gelen bir hisle okudum bu kitabı.Kısaca özetlersem eğer, içimden bir ses bana dünyanın yeni bir paradigmaya doğru evrildiğini, sol değerlere temas eden bütün sanat eserlerini ‘katı sovyet estetiği’ diye geçiştiren, içinde ‘devrim’ sözcüğünün geçtiği bütün eylem ve oluşlara tuhaf bir korkuyla saldıran o meyus toplumsal algının artık tedavülden kalkmak üzere olduğunu söylüyor.Liberal kesimlerin kötü kelime oyunlarından biri değilse eğer, Marx’ın hayaleti bir şekilden ibarettir. Bir insanın havada her an için bir şekli olduğunu, mevcut eşyanın atmosfer içinde tutulup tespit edilen bir hayali bulunduğunu varsayan balzacvari bir tahayyül içine girmemizde beis yok öyleyse... Marx şimdi nerededir, uzayın derinliği içinde hangi oyukta saklanmaktadır, bilinmez. Lakin bilimsel sosyalizmin iflah olmaz kalemşörü mazur görürse eğer, ben onu bu yazının sonuna yakışacak bir temsil uğruna daha yükseğe, Tanrı katına çıkarmak istiyorum yine... Bulutların üzerinde Tanrı’yla bir kez daha didişirken, ona iyice kulak vermemiz lazım; eğer gerçekten içimizdeki karanlık ve vahşi güdülerin, insanlığın ortak çabası önünde mümkün olduğunca baş eğmesini sağlamaksa amacımız.
physical copy
More Books
الأوضاع الاقطاعية في فلسطين في العصر الحديث
الأوضاع الاقطاعية في
فلسطين في العصر الحديث
تقويم لآثارها
الاجتماعية و السياسية: فلسطين من الفتح العثماني حتى الغزو الصهيوني
الدكتور عماد احمد
الجواهري
مركز الدراسات
الفلسطينية، جامعة بغداد، العراق، 1983م
سلسلة در...
The robot collection : the robot novels
557 p. ; 22 cm The caves of steel -- The naked sun -- The complete robot
Sustainability principles and practice
xix, 398 pages : 25 cm This new and expanded edition builds upon the first edition's accessible and comprehensive overview of the interdisciplinary field of sustainability. The focus is on furnishing solutions and equ...
The 9/11 Commission report [electronic resource] : final report of the National Commission on Terrorist Attacks upon the United States
From the 9/11 Commission web site:
The National Commission on Terrorist Attacks Upon the United States (also known as the 9-11 Commission), an independent, bipartisan commission created by congressional legislati...
Nietzsche’s Last Twenty Two Notebooks: complete
Nietzsche’s Last Twenty Two Notebooks: complete / By Daniel Fidel Ferrer. Copyright©2021 Daniel Fidel Ferrer. All rights reserved. Attribution-NonCommercial-NoDerivs. Publisher: Kuhn von Verden Verlag. Pages 1-1043. ...
Clari Romani, Camillus
Published in 1910, this book is part of the Latin learning series Clari Romani, the object of which is to supply beginners with Latin narrative which can be easily read. It includes exercises, an index of syntax, and ...